KARINCA

KARINCALARDAKİ ASİT FABRİKASI

Karıncaların vücutlarında formik asit (H2CO2) isimli kimyasal maddeyi üreten bezler vardır. Antibiyotik etkisine sahip bu maddeyi düzenli olarak vücutlarına süren karıncalar, hem yuvalarında hem de kendi üzerlerinde bakteri ve mantar oluşumunu engellerler.

Kuşlar ise karıncalar gibi kimyasal maddeler salgılayamazlar; Ancak sık sık karınca tepelerine giderek buralara sürünen kuşlar, karıncaların tüylerinin arasında dolaşmalarına izin verirler. Bu sayede bütün vücudu formik aside bulanan kuş üzerindeki tüm parazitlerden kurtulmuş olur.

Karıncanın formik asidi bilmesi ve onu üretecek bir bezi geliştirmesi imkansızdır. Ayrıca formik asitteki atomlardan birinin eksik olması, bu kimyasalın, antibiyotik özelliğini yitirmesi anlamına gelmektedir. Bu durumda karıncadaki bezlerin, evrimcilerin iddia ettiği gibi, aşama aşama; ilkel bir halden günümüzdeki yapısına ulaşması da imkansızdır.

DOKTOR KARINCALAR

Bilim adamları karıncaların çok etkili bir mikrop arındırma yöntemi uyguladığını ortaya çıkardı. İsveçli araştırmacıların çalışmasına göre Formica paralugubris cinsi karıncalar, yuvalarında reçine biriktiriyorlar. Ancak karıncaların seçtiği bu reçine bildiğimiz reçinelere benzemiyor: içerdiği özel kimyasallar hastalıkları yuvalarından uzak tutuyor. Bu küçücük böceklerin tıp bilgisi gerektiren böyle bir davranış göstermesi, üstün bir Akıl tarafından yönlendirildiklerini gösteriyor.

Karıncalar, yuvalarını çevreleyen kozalaklı ağaçlardan sertleşmiş özsu tanecikleri topluyorlar. Toplanan reçinenin miktarı, yuvanın büyüklüğüne göre 20 kilogramı buluyor.

Lozan Üniversitesi'nden Michel Chapuisat ve ekibi, reçinenin antiseptik özelliğini test ettiler. Bunun için reçine içeren ve içermeyen iki ayrı yuvada ortaya çıkan hastalıkları gözlemlediler. Reçinesiz yuvada üç kat daha fazla mantar üredi ve hastalığa sebep olan bakterilerde belirgin bir artış görüldü.

Karıncaların ortaya koyduğu kimya bilgisi bilim adamlarının da dikkatini çekiyor. Fransız ekolog M. Lambrechts araştırmayı yorumlarken şunları söylüyor:

"Hayvan davranışlarını incelersek insanların kullanacağı kimyasallar bulabiliriz"

Karıncalar küçük bir bedene ve nispeten basit bir organizmaya sahiptirler. Öte yandan hastalık, mikrop ve antibiyotik arasındaki ilişkiyi çözümleme işi ise oldukça kompleks bir davranış. Çünkü karıncaların hastalığın nedeni olabilecek bakteri veya mikroplardan haberdar olmaları söz konusu değil. Bilim adamları özel mikroskoplar sayesinde bunları inceleyebiliyor.

Reçinenin hastalığa çözüm olarak benimsenmesi de aynı şekilde şaşırtıcı. Çünkü reçinenin hastalığı önlediğini anlamak için reçineli ve reçinesiz yuvalar arasında karşılaştırmalar yapmaları ve bir yorum ortaya koymaları gerekiyor. Bu da eczacılıkta yapılan deneyleri akla getiriyor. Çevrelerinde çok sayıda bitki dururken özellikle kozalaklı ağaçları seçmelerinde bilinç olduğu açık. Karıncalar sanki hangi hastalığa hangi ilacı vereceğini bilen bir doktor gibi davranıyor. Ayrıca karıncaların reçine toplamada uyum içinde çalışması, yuvanın genel sağlığının gözetildiğini ortaya koyuyor. Bu akılcı ve fedakar davranışlar üstün bir Aklın varlığını gösteriyor.

Ortalama reyting
(1 oy)